İNANMAK İHTİYACI Bütün boşluk: Zemin boş, âsümân boş, kalb ü vicdan boş; Tutunmak isterim, bir nokta yok piş-i hasârımda, Bütün boşluk: Döner bir hiç-i mühiş civârımda; Döner beynim berâber; ihtiyârım, sanki bir sarhoş, Düşer, lagzide-pâ, her saha-i ümmide bir kerre... Bu yalnızlık, bu bir gurbet ki benzer gurbet-i kabre; İnanmak... İşte bir âgûş-ı rûhâni o gurbette. Karanlık: Her taraf, her şey karanlık, bir hazin yeldâ! Karanlık: Fehm ü dâniş, akl ü istihrac hep muzlim; Bütün rûhumda müz'ic bir cemâdiyyet olur nâim, Kesâfetten ibâret bir tecelli arzeder eşyâ, Hakîkat zâhir olmaz dîde-i idrâke bir zerre... Bu vehm-âlûd bir zulmet ki benzer zulmet-i kabre; İnanmak... İşte bir şeh-râh-ı nûrâni o zulmette. Kaynak: Tevfik Fikret, Mehmet Kaplan, Dergah Yayınları, 2. Baskı, 1987, İstanbul, s. 151. Resim: Diango Herbandez, "Window", 2024.
İnsan garib bir mahlûktur: Gözleri önünde geçen şeyleri görmek istemez de uzaklarda olmadık şeyleri görmeğe çalışır. Kendi içinin, mahrem duygularının farkında olmaz da başkalarının içini görmek ister. Her günlük halleri bilmek dururken ekseriya fevkalâde hallerin peşinde koşar. Günlerce birçok şeylere sıkılır, bir takım şeylere içlenir. Bunların hakikî ve yakın sebeblerini ararken muhayyilesine kapılarak uzaklara, pek uzaklara gider. Nefsini sık sık yoklamak, kendisini tartmak ve sarsmak ister, fakat çok geçmeden lâkaydilikle otomatizm arasında sallanır. İçimizle hasbıhal etmek, onunla hemhal olmak yalnız kendimizi tanımak için değil, ayni zamanda insanlara da hulûl etmek için lâzımdır. Beşerî ve orijinal bütün edebiyatların bu kaynaktan beslendiklerini ve bu kaynağın nesillerce devam etmiş nefis muhasebesinden fışkırdığını söyliyebiliriz. Filhakika doğrudan doğruya temas edilmemiş, kendimizde kontrol edilmemiş hisler yakinen bilinemez; onların dışında ve etrafında dolaşmak da on...