Nurettin Topçu tarafından derlenen ve 1967 senesinde basılan Varoluş Felsefesi, varoluşçuluğu açık ve kısa bir şekilde izah ediyor. Hareket Yayınları baskısını Kırkambar Sahaf'tan edindiğim eserin, Dergah Yayınları tarafından basılan nüshasında "serbest tercüme uyarlama" olduğu belirtiliyor.
Nurettin Topçu, giriş yazısında varoluşçu felsefelerin birçok farklı temelde izah edildiğini, sözgelimi Gabriel Marcel'in elinde varoluşçuluğun Katolik bir renk kazanırken Jean Paul Sartre'ın varoluşçuluğu büsbütün tanrıtanımaz bir temelde açıklamaya giriştiğini belirtiyor.
Nurettin Topçu'nun varoluşçuluk üzerine yayımladığı tarih, henüz Sartre'ın hayatta olduğu bir döneme denk geliyor. Bu yönüyle bu küçük kitabın aslında Batı'daki çağdaş felsefi düşünceyi Türkçeye aktararak önemli bir açığı kapatma girişimi olduğunu söylemek de mümkün. Ki Nurettin Topçu da giriş yazısında eseri basıma hazırladığı dönemde, 1960'ların Türkiye'sinde varoluşçuluk üzerine henüz yeterli araştırma girişimlerinin olmadığını şu sözlerle belirtiyor:
"İşte Kierkegaard'ın Allahçı egzistansiyalizminden Sartre'ın bir nevi içgüdücü egzistansiyalizmine kadar gerilen çemberin içerisinde egzistansiyalizmin pek çeşitli şekilleri görülmektedir. Memleketimizde felsefî kültür bu alana çevrilmemiş olduğundan, henüz bâkir kalan bu konuya ufacık bir ışık serpmeyi faydalı bulduk." [s. 7]
Platon ve Aristoteles'in Özcü Felsefeleri
Eser, varoluşçuluğu açıklamaya girişmeden önce, existentialism'in, özcü yani essentialist felsefelere bir reaksiyon olarak ortaya çıktığını belirtip özcü felsefelerin kısa bir tasvirine yer veriyor. Klasik felsefe geleneğinin 19. yüzyıla kadar takip ettiği rota özcüydü. Bu anlayışa göre öz, varlıktan önce geliyordu. Öz, varlığı varlık kılan unsur bir nevi, örneğin insan söz konusu olduğunu her bir insan tekinde bulunan bir insan öz'ü var. Bu öz'lerin mahiyetini açıklarken filozoflar kabaca iki kutba ayrılıyorlar. Platon'u takip eden teolojik özcülük geleneği bir yanda, Aristoteles'ten ilhamla sürdürülen kavramsal özcülük diğer yanda duruyor. Bu iki gelenek, öz'leri nereye yerleştirdiği yani onların kaynağı konusunda ayrılıyorlar. Mesela Platon'a göre öz yani ide'ler ilahidirler. Öz, varlıktan önce gelmekle kalmaz, onun üstünde bulunur. Öz'ün diğer her şeye bir üstünlüğü vardır. Ortaçağda Saint Augustine, Platon'un özcülüğünü Hıristiyanlık ile uyumlu hale getirecektir. "O, aklın tanıdığı özler dünyası yerine Kelâm dediğimiz ilâhi zekâyı yerleştirdi. Özler, ona göre Kelâmdır." [s. 17]
Aristoteles, Platon'un idealar alemindeki özlerini aldı, onları kavramlara yerleştirdi. Onların başka bir dünyada var olmadığını, aksine insan zihninde kavramlar olarak bulunduğunu ileri sürdü. "...ona göre, fertlerin yani varlıkların dışında gerçek bulunmamaktadır; özler, zihnî tasavvurlar, yani kavramlardır." [s. 19] Platon'un özcülüğünü Saint Augustine'in sürdürmesi gibi, Aristoteles özcülüğünü takip eden Hıristiyan düşünür de Saint Thomas olacak ve Aristoteles düşüncesini Hıristiyanlık ile uyumlu hale getirmek için çalışacaktır.
Genel Hatları ile Varoluşçuluk
Eserde, öz ve özcü felsefeler üzerine bu kısa açıklamadan sonra varoluş felsefesinin izahı yer alır. Varoluş felsefeleri, özleri değil varlığı temel alırlar. Eserde, varoluşçu düşünürlerin fikirlerini bir sistem dahilinde açıklamaya girişmekten ziyade roman, tiyatro gibi biçimleri tercih etmiş olmalarının da temeldeki öz yerine varlık'ı merkeze alma tutumunun bir sonucu olduğu belirtilir. Hatta Kierkegaard'ın "ölümünden sonra profesörlerin kendi felsefesini bölümler, fasıllar ve parağraflara bölünmüş bir fikir sistemi haline koyacaklarını düşünerek dehşetli sarsıntı halleri, hiddetle korku heyecanları" yaşadığı aktarılır. Martin Heidegger gibi sistemli bir düşünce bina eden filozofların yanı sıra Simone de Beauvoir ve Sartre gibi önemli varoluşçuların düşüncelerine daha ziyade edebi eserleri yolu ile nüfuz edilebilmektedir.
Varoluşçu düşünceleri tek bir çatı altında toplamaya bu düşüncelerin çeşitliliği imkan vermese de eser, iki ana eksende sınıflandırır: Allahsız ve dinci egzistansiyalizm. Jean Paul Sartre, Simone de Beauvoir ve Georges Bataille ilk grupta yer alırken, Pascal, Gabriel Marcel ve Kierkegaard ikinci gruba dahil edilir.
Künye: Varoluş Felsefesi - Egzistansiyalizm, Paul Foulqie'den Derleyen: Nurettin Topçu, Hareket Yayınları, Birinci Baskı, Kasım 1967, İstanbul.

Comments
Post a Comment